Dünya sistemler analizi - Kitap izlenimi - Şiirler Güzel sözler -->

Dünya sistemler analizi - Kitap izlenimi

Tarih : Şubat 26, 2020 Yorum (0)

Kitap izlenimi için 'Dünya Sistemler Analizi' başlıklı kitabı Immanuel Wallerstein tarafından yazılan 'Bir Giriş' bakışıyla kitabı inceliyoruz. #DünyaSistemlerAnalizi hakkında ki yapılmış yorumları okumak isterseniz başlığın sonuna kadar geliniz. 



#DünyaSistemleriAnalizi düşünceler




DÜNYA-SİSTEMLERİ ANALİZİ

Bir Giriş
Yazar: Immanuel WALLERSTEIN
Türkçe Söyleyen: Ender Abadoğlu & Nuri Ersoy
Yayınevi: Bgst Yayınları, İstanbul, 2014, s.191.

1799-1990 yılları arasında Büyük Britanya Başkanlığı tarafından “küreselleşmenin alternatifi yok denildi”. Eğer ayakta kalmak istiyorsak küreselleşmeye uymaktan başka şansımız yoktu. Dünya sistemleri kelimesi bulunana dek küreselleşmeden söz ediliyordu ancak bu yeni bir şey değildi. Çünkü 16. yüzyıldan bu yana modern dünya-sisteminin temel özelliklerinden birisi olarak bahsediliyordu. Wallerstein dünya-sistemin, devletler ve devletlerarası sitem, üretici firmalar, hane halkları, sınıflar, her türden kimlik grupları gibi pek çok kuruma sahip olduğunu söylüyordu. Bu kurumların sistemin işlemesine imkan tanıyan aynı zamanda sisteme nüfuz eden çatışmaları ve çelişkileri harekete geçiren bir matriks oluşturduğunu söylüyordu. Bu sistemin bir toplumsal yaratım olduğunu, bu yaratımın köklerinin açıklanması, süregiden mekanizmaların ayrıntılarıyla tasvir edilmesi ve kaçınılmaz nihai krizin farkına varılması gerektiğini iddia ediyordu. Dolayısıyla kitabın yazarının düşündüğü gibi sadece yaşadığımız dünyanın nasıl işlediğine bakmak değil, bu dünya hakkında nasıl düşünmemiz gerektiğini yeniden düşünmemiz gerekmektedir. Dünya sistemleri analistleri bunları söyleyerek yalnızca iktidardakilerin resmi bilgeliklerinin büyük bir kısmına karşı gelmekle kalmayıp, aynı zamanda iki yüzyıldır sosyal bilimciler tarafından ortaya koyulan ve doğru olduğuna inanılan bilgilere de karşı çıkmış oldular. “Dolayısıyla dünya sistemleri analistleri kendilerini, dünyayı onlar sayesinde bildiğimizi sandığımız yollara karşı temelden bir protestoya girişmiş olarak görürler” (s.11). Wallarstein “Dünya Sistemleri Analizi” kitabını tüm bu düşüncelerini adeta özetlemek için “Bir Giriş” mahiyetinde kaleme almıştır. Dünya sistemleri ile otuz yıldan fazla süredir uğraştığını dile getiren yazar, kitabında dünya-sistemleri analizini modern dünya sistemin tarihini ve mekanizmalarını tarif etmek için kullanmıştır. Hatta “onu, bilgi yapılarını ayrıntılarıyla tasvir etmek için kullandım. Onu bir yöntem ve bir bakış açısı olarak tartıştım. Ama dünya sistemleri analiziyle kast ettiğim şeyi bütünselliği şimdiye kadar hiçbir yerde yazmayı denemedim” (s.12) diyerek düşüncesini kitabında açıkça belirtmiştir.
Dünya Sistemleri Analizi’nin içeriğine baktığımızda temelde beş bölümden oluştuğunu görebiliriz. Kitabın birinci bölümü modern dünya-sisteminin bilgi yapılarının bir tartışması niteliğindedir. Dünya sistemleri analizinin tarihsel kökenlerinin incelendiği bu bölümde sosyal bilimlerden tarihsel bilimlere doğru bir değerlendirme söz konusudur. Dünya sistemleri kavramını tartışılması ile başlayan bu bölüm, tarihsel argümanına 18. yüzyıldan başlar. 18. yy ortaları ile birlikte nasıl bildiğimizi bilme ve nasıl bileceğimizi tartışma konusunda bir ihtiyaç hissedilmeye başlandı. 18. yüzyılın sonlarına doğru bilim ve felsefe arasındaki ilişki ne oldu? Modern üniversite sisteminin kurulması ile birlikte ortaya çıkan doğa bilimleri ve beşeri bilimler alanları ile birlikte “toplumsal gerçekliğin araştırılması hangi fakültelerde yapılmalıydı?”(s.19) sorusu akıllara geldi. Bizim bugün insan eylemliği olarak adlandırdığımız şeye yapılan vurgu tarihçilerin kendilerini doğa bilimcisi olmaktan çok beşeriyetçi olarak görmesine yol açtı. Fakat onların bakış açısına göre hangi olaylar incelemeye değerdi? Çağdaş fenomenlerin incelemesi için nereye odaklanmak gerekiyordu? Dünyanın araştırılması gerekliydi ve bu hangi yöntemle yapılmalıydı? Dünyada Amerika dışında kalan yerlerin araştırılması için iktisatçı, sosyolog ve siyaset bilimcilerin eğitilmesi neden önemliydi? Öte yandan antropologlar ve şarkiyatçılar dünya sistemlerinin neresinde duruyordu? 1968 devrimi ve en güçlü tabanları olan dünya üniversiteleri gündeme getirdikleri pek çok meseleyle savaşlarla ilgili araştırma yapmış olan doğa bilimcileri ve özel harp çabaları için malzeme sağlanmış olan sosyal bilimciler gibi dünya statükosunu destekleyen çalışmalarda doğrudan politik olarak yer almasını sorguladılar. Sonrasında ise ihmal edilmiş olan alanlar; kadınlar, “azınlık grupları”, cinsel eğilimleri sorguladılar. İşte tam bu nokta da 1970’lerin başında insanlar bir perspektif olarak açık bir şekilde dünya sistemleri analizi ile ilgili konuşmaya başladı. Pekala, Dünya Sistemleri Analizi ne söyler? Analizin formüle edilmesinde dikkate alınan hususlar neler olmuştur? Dünya Sistemleri Analizi’nin Marksist eleştirisi ne olmuştur? Dünya sistemleri analistleri için zaman ve uzay bağlamı toplumsal gerçeklik üzerinden nasıl açıklanır ya da zaman-uzay analiz etmekte olduğumuz toplumsal gerçekliğin ayrılmaz bir parçası mıdır? Tüm bunlara benzer soruların yanıt bulunabileceği kitabın birinci bölümünde, dünya sistemleri açısından değerlendirilebilinecek pek çok paradoks tartışılmaktadır. Nitekim kitabın birinci bölümü söz konusu analiz tarzının tarihsel kökenlerini açıklamaya dönük bir çabadır.
Dünya Sistemleri Analizi’nin ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerinde modern dünya sistemlerinin gerçek mekanizmaları tartışmaya başlanıyor. İkinci bölümde kapitalist bir dünya ekonomisi, dünya-ekonomi ile kast edilen, kapitalizmin sadece pazarda kar amacı ile satış yapan birey ya da firmalardan ibaret olmadığı, sonsuz sermaye kavramı, pazarlar ve kapitalist sistem, modern dünya sisteminin ekonomik tarihi, gelir teriminin neyi kapsadığı, gelir grupları, kapitalist sistemin sınıfları ya da statü grupları vb. konuları tartışılmaktadır. Bununla birlikte ikinci bölümde “kimlikler arasında bir öncelik sıralaması var mıdır? Çatışma durumlarında hangisi üstün gelmelidir? Hangisi üstün geliyor? Bir hanehalkı, kimlik açısından türdeş olup başka bir kimlik açısından türdeş olmayabilir mi?” gibi sorulara yanıtlar aranmıştır. 




Dünya Sistemleri Analizi’nin üçüncü bölümünde egemen ulus-devletler, sömürgeler ve devletlerarası sistem tartışılmaktadır. Kapitalist dünya ekonomi sistemi içinde iş yapan girişimciler açısından bakıldığında egemen devletler girişimcileri doğrudan ilgilendiren en az yedi asli alanda otorite iddiasına sahiptir, bu alanlar nelerdir? Öte yandan “niçin dünya-ekonomiyi bir dünya imparatorluk haline dönüştürmenin hiç mümkün olmadığı ama dünya-ekonomi içinde hegemonya kurmanın mümkün olduğu” (s.107) sorusunun tartışıldığını kitabın üçüncü bölümünde görebiliriz. Dünya Sistemleri Analizi’nin dördüncü bölümünde ise ideolojiler, toplumsal hareketler ve sosyal bilim tartışması yer almaktadır. Kitabın beşinci bölümünde de krizdeki modern dünya-sistem anlatılmaktadır. Meydana gelen sistemin çatallanması, gevşemesi, mevcut sistemin parametreleri içinde artık yetersiz bir biçimde işlemesi söz konusudur. Çatallanma süreci kaotiktir bunun anlamı bu dönemde her küçük eylemin önemli sonuçlara yol açmasıdır. Bu koşullar altında sistemin şiddetli salınımlar yaptığı görülür. Bir kapitalist dünya- ekonomi, içinde yaşadığımız modern sistem şu anda tam olarak böylesi bir kriz içindedir. Bir sistemden diğerine geçiş büyük bir mücadele ile büyük bir belirsizlik ve bilgi yapılarına dair büyük bir sorgulama dönemidir. Dünyanın istediğimiz yöne gitmesi için bugün ne yapmamız gerektiğini tasarlamalıyız. Bu üçlü görev entelektüel, ahlaki ve politik görevleri kapsar ve bu görevlerin üçünü birlikte düşünmemiz gereklidir. Tüm bu tartışmaların yapıldığı beşinci bölümü, okur birinci bölüm gibi bir solukta okumak isteyecektir.
Bgst Yayınlarından çıkan Dünya Sistemleri Analizi yazarının ifade ettiği gibi “üç okuyucu kitlesine seslenmeyi hedeflemektedir. İlki, hiçbir uzmanlık bilgisine sahip olmayan genel okur kitlesi, bu kişiler bir lisans öğrencisi ya da halktan birisi olabilir. İkincisi dünya-sistemleri analizi başlığı altından toplanan meselelere ve perspektiflere ciddi bir giriş yapmak isteyen tarihsel sosyal bilimler dalındaki yüksek lisans öğrencileridir. Son olarak da, genç fakat giderek büyüyen bir akademisyenler cemaatinde deneyimli pratisyenler için” (s.13) yazılmıştır.
Dünya Sistemleri Analizi akıcı bir çeviri aktarılmıştır. Bununla birlikte hiç dip not kullanılmadan sade bir dille yazılan kitap bir giriş kitabı niteliğinde olmasına karşın akıcı ve anlaşılırdır. Nitekim meselenin özüne değin anlatıların yer aldığı bu kitap dünya sistemleri analizine bir giriştir. “Bütün tezleri ve görüşleri özetlemek gibi bir iddiası yoktur” (s.13). Kitaplar her okuyucu tarafından farklı algılanır ve anlaşılır. Bu kitapta bahsedilen okur kitlesinin her biri tarafından farklı anlaşılabilir. Fakat Dünya Sistemleri Analizi bir düşünceye giriş olmayı amaçlıyor bu nedenle tüm okur kitlesinin yer alabileceği bir tartışmaya davet niteliğindedir.


 

Dünya sistemleri analizi başlıklı konuyu okudunuz bu başlık için yorumlarınızı iletim forumunu kullanarak bildirebilirsiniz. 


Okuduğunuz bu konu için yorum yapmak istermisin ?
Daha fazla içerik paylaşmamız için heyecanlanmalıyız bize yorum yaparak fişeklenmemizi sağlarmısın ?
*******************
#Edebiyat Sitesi Yazı - Yorum ilişkisi içerisindedir bu yüzden
******************
Yorumlarınızı önemsiyoruz ve bizim için yorumlarınız önemli.

******************
Yorum yapmak için Forumu doldurup düşüncenizi paylaşın lütfen
*****************